Must mustn't 1

yaşar solak tarafından yazıldı.. Yayınlanma 6. Sınıf Türkçe Konu Anlatımı

 

 

“Must” bir şeyin yada bir durumun “çok gerekli yada zorunlu” olması anlamındadır ve bu gerekliliği ya da zorunluluğu yerine getirmekten başka çaremiz yoktur. Günlük yazı ve konuşma dilinde “HAVE TO” dan daha az sıklıkla kullanılır. 

 

Bu genel açıklamadan sonra konuyla ilgili örneklere bakalım: 

 

1- Necessity and strong orders or advice (Gereklilik ya da zorunluluk):

 

- Everybody in a family must work.

 

- Ailede herkes çalışmalıdır. (Ailede herkes çalışmak zorundadır) 

 

 

- We must save up some money for the future.

 

- Gelecek için biraz para biriktirmeliyiz. (Gelecek için biraz para biriktirmek zorundadır)

 

2- Obligation referring to present or future (Mecburiyet): 

 

- We must stop when the light is red.

 

- Trafik ışığı kırmızı yandığında durmalıyız. 

 

 

- You must pay our debt immediately.

 

- Borcunu hemen ödemek zorundasın / ödemelisin.

 

 

3- To learn the wishes or intentions of the man we are talking to

 

(Birisinin niyetini ya da isteğini öğrenmek için kullanılır):

 

 

- Must I open the windows?

 

- Pencereleri açmak zorunda mıyım?

 

- Why must you see him?

 

- Onu niçin görmen gerekiyor?

 

 

4- Prohibition and command with mustn’t. 

 

(Yasaklama ya da direktif verme):

 

 

- You must not smoke on a bus.

 

- Otobüste sigara içmemelisiniz / sigara içmek yasak.

 

 

5- Deduction, logical conclusion (durumdan mantıksal sonuç çıkarma):

 

A: Nancy is yawning. (Nancy esniyor.)

 

B: She must be sleepy. (Uykusu gelmiş olmalı.)

 

 

Logical conclusion:

 

C: Amy plays tennis everyday. She must like to play tennis.

 

Amy her gün tenis oynuyor. O tenisten hoşlanıyor olmalı.

 

Necessity: 

 

D: If you want to get into the movie theatre, you must buy a ticket.

 

Eğer tiyatroya girmek istiyorsan bilet almalısın.

 

 

“must”ın, “C” cümlesinde olduğu gibi mantıksal bir sonuç çıkarma ve “D” cümlesinde olduğu gibi bir gereklilik ifade ettiğine dikkat ediniz. 

 

Negative logical conclusion:

 

E: Eric ate everything on his plate except the pickle. He must not like pickles.

 

Eric, turşudan başka tabağındaki her şeyi yedi. O turşudan hoşlanmıyor olmalı. 

 

 

Prohibition: 

 

F: There are sharks in the ocean near our hotel. We must not go there.

 

Bizim otelin yakınında okyanusta köpek balıkları var. Oraya gitmemeliyiz.

 

 

“Must not”; “E” cümlesinde olduğu gibi olumsuz mantıksal sonuç çıkarma ve, “F” cümlesinde olduğu gibi bir yasaklama ifade ettiğine dikkat edin.

 

 

6- In indirect speech (Dolaylı anlatım): 

 

- He said we must stop when the light is red.

 

- Kırmızı ışık yandığında durmamız gerektiğini söyledi.

 

 

7- Expresses strong possibility/thought about the past with 

 

must have + past participle (Kuvvetli ihtimal ya da düşünce):

 

 

- The man is not breathing, he must have died.

 

- Adam nefes almıyor, ölmüş olmalı / olsa gerek.