Görsel ve işitsel yöntemi ile türkçe ögretim araçları

burak can tarafından yazıldı.. Yayınlanma 6. Sınıf Türkçe Konu Anlatımı

GÖRSEL VE İŞİTSEL YÖNTEM İLE TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAÇLARI

 Projenin gerekçeleri şöyle özetlenebilir:

(1) Doğru ve güzel Türkçe'nin eğitimi, ana sınıflardan başlayarak 8 yıllık ilköğretim okullarının temel ve öncelikli sorumluluğudur: Ya da olmalıdır. Bu husus, yaygınlıkla algılanıncaya kadar ilgililerce sık sık vurgulanmalıdır. Amaç, eğitiminin bu sürecini tamamlayan her çocuğun, devletin resmi dili Türkçe'yi, yazım ve gramer kurallarına uygun olarak ve en az dört beş bin sözcüğü içeren bir düzeyde, ayrıca da doğru seslendirerek, kullanabilmesi olmalıdır. Türkiye halkı, gelişmekte olan bilgi toplumları çevresinin bir üyesi olacak ise, bunun gerçekleştirilmesi zorunludur. Çünkü, bugünden görüldüğüne göre, temel eğitimleri sırasında, devletin resmi diline bu düzeyde hakim hele gelemeyenlerin, ne bilgi toplumlarının yaygın iletişim aracı bilgisayarları gereği gibi kullanma, ne de yabancı bir dili gereği gibi öğrenme, yeteneğine sahip olmaları söz konusudur. Bu gibiler ancak, geleceğin kölelerine bırakılacak işlere talip olabilir. Ülke çocuklarının hiçbirinin, böyle bir kadere mahkum olmasına razı olamayız. Ne var ki, şu sırada, ülkenin ilköğretim okullarının, devletin resmi diline, öngörülen düzeyde hakim olacak mezunlar vermesine elveren sayıda yetenekli Türkçe öğretmenine sahip olmadığımız da, bir gerçektir. Şu halde öncelikle bu açığı kapatmanın yollan aranmalıdır.

(2) Türkçe öğretiminin acil bir sorun haline gelmiş olan bir alan da, artık küçümsenemeyecek sayılara ulaşmış bulunan gelişmiş yabancı ülkelerde yerleşmiş olan göçmen Türklerin çocukları ile ilgilidir. Bunların, bir yandan anavatanlarından kopmamaları, öte yandan da bulundukları ülkelerdeki fırsatlardan, o ülkedeki yaşıtları ile aynı derecede yararlanabilmeleri isteniyor ise, öncelikle, ana dilleri Türkçe'yi yetkinlikle ve yaygın olarak kullanabilmeleri sağlanmalıdır ki hem Türk kimliklerini kaybetmemeleri hem de yaşadıkları ülkenin dilini gereği gibi öğrenebilme olanağını bulmaları sağlansın. Ne var ki, yetenekli Türkçe öğretmeni sayısı Türkiye'deki ilköğretim okullarının ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğuna göre, bu amacın göçmen Türklerin yoğun olduğu bölgelere yeterli sayıda yetenekli Türkçe öğretmeni gönderilmesi ile karşılanamayacağı ortadadır. Şu halde, Türkiye'deki ilköğretim okullarının Türkçe öğretmeni açığının kapatılması için bulunacak yolun, bu açığın kapatılmasına da yararlı olması amaçlanmalıdır.

(3) On yıldır bir Türk Dünyasının varlığından söz edebiliyoruz. Böyle bir dünyanın varlığının temel kanıtı, üyelerinin dilinin Türkçe olmasıdır. Bize mutluluk veren, Türk Dünyası kavramının vaat ettiklerinin gerçekleşebilmesinin koşullarından biri, belki başta geleni, aramızdaki iletişim dilinin Türkçe olmasıdır. Bu, Türkiye Türkçe'sinin hakkıdır: Çünkü, her şeye rağmen, en gelişmiş Türkçe, Türkiye Türkçe'sidir. Bu görev hızla yerine getirilmez ise Türk Dünyası toplantılarında Rusça'nın iletişim dili olarak devam etmesi önlenemez. Daha kötüsü, Türk Dünyası üyeleri arasında yakınlaşma fırsatı doğduğu sırada iş başında olan kuşaklar, yerlerini şimdilerde yetişmekte olan kuşaklara bıraktığında Rusça'nın yerini, giderek İngilizce'nin alması önlenemez ise, (ki bu dilin asıl sahiplerinin, yerel işbirlikçileri ile birlikte, İngilizce'yi yaygınlaştırmak için, başta Türkiye olmak üzere, tüm Türk Dünyası alanında, büyük gayret içinde oldukları ortadadır) Türk Dünyasının görüntüsü de giderek Hindistan ya da Afrika ülkeleri dünyalarına benzer. Türkiye'nin, öteki Türk devletleri ile yakınlaşma fırsatı doğar doğmaz başlattığı, Dış Türklerin anayurtlarında Türk okulları açılmasına ön ayak olması ve her yıl belirli sayıda Dış Türkler mensubu öğrencilerin Türkiye'nin yüksek öğretim kuruluşlarında öğrenim görmesi uygulamalarını sürdürmekte olması, bu tehlikenin bilincinde olduğunu göstermektedir. Fakat, çok amaçlı ve çok yararlı olan bu girişimlerin ancak zaman içinde Türk dünyasını pekiştirici ürünler vermesi beklenebilir. Bu arada, Dış Türklerden mümkün olduğunca çok sayıda kimsenin Türkiye Türkçe'sini rahatlıkla kullanabilir hale gelebilmesi için, Türkiye'deki, Türkçe öğretmeni açığının kapatılması ve göçmen Türklerin çocuklarının anadillerini gereği gibi öğrenebilmeleri için bulunması öngörülen yolun, bu ihtiyacı da karşılayabilecek nitelikte olması gözetilmelidir.